2008 yılında başka bir platformda yazdığım amatörce bir hikaye umarım beğenirsiniz

Başlangıç
[spoiler]
Bir Dilencinin Hikayesi



Britain topraklarında , sakin ve güzel bir gün geçiriyordu Britain Halkı.Akşama doğru balıkçılar oltalarını sırtlamış , evlerine doğru yol alırken ; tüccarlar ise yavaş yavaş dükkanlarının kepenklerini indiriyorlardı.Akşamolmuştu , genç fakat hayattan bir beklentisi kalmayan dilenci Dieaora , Britain sokaklarında açlığına bir nebze olsada giderecek birşeyler arıyordu.Bu yaşta onun bu hale gelmesinin tek sebebi yıllar önce ailesini Lord Blackthorne tarafından yapılan dehşet verici katliamda kaybetmesiydi.Ailesinden kalan tek hatıra ise boynundaki altın kolyesiydi.Dieaora , bir hana doğru yaklaşmıştı.Han'ın arkasındaki çöplükte açlığını gidermek için birşeyler aramaya başladı.Çöpleri karıştırırken bir torbada yarım ekmek ve de yenmiş bir tavuk budu buldu.Bir kenara çekilip buttaki kalmış et parçalarını koparırken , diğer yandanda ekmeğini bitmesin diye küçük parçalara bölüp ağzına atıyordu.Hanın arka sokağından evine doğru giden bir balıkçı Dieaora'nın bu içler acısı halini gördü.Yaşlı adam Dieaora'ya yaklaşarak ,

- Hey genç! Sıcak birşeyler yemek ister misin ?

diye sordu.Dieaora ilk başta şaşırmıştı , fakat ondan sonra başkalarının kendisine acımasından hoşlanmadığı için sert bir cevapla ,

- Görmüyor musun amca yemeğim var benim sen git kendini doyur.

Yaşlı adam bu cevaba karşın bile sıcak bir gülümsemeyle ,

- Hadi evlat naz yapmayı bırak.Bu yaşlı adamın bu teklifini geri mi çeviriyorsun

dedi.Dieaora az biraz yemek yediği halde karnındaki gurultulara engel olamıyordu.Yaşlı adama ,

- Peki amca bu seferlik geliyorum fakat yemeğimi yer giderim.

Yaşlı adam gülümseyerek ,

- İyi bakalım gel hadi.

Dieaora ekmeğini ve budu bir kağıda sararak çantasına koydu ve ayağa kalktı.Yaşlı adamla sohbet ederek yaşlı adamın evine doğru ilerliyorlardı.Bu yaşlı balıkçının hikayesini yolda giderken öğrenmişti.Adı Eric olan bu yaşlı adam , babasından kalma bu meslekle hayatını devam ettiriyordu , hayat arkadaşı Betty ile.Oda babasını çok küçükken kaybetmişti.Babasıyla balık tutmak için gemileriyle Britanya Denizinde açılırken bir Sea Serpent tarafından saldırıya uğramışlardı.Ordan geçen başka bir balıkçının gemisine atlayan Eric kurtulmuştu fakat babası oğlunun kaçması için Sea Serpent'e karşı koymaya çalışmıştı.Fakat Sea Serpent onu bir lokmada yutmuştu.Babasının bu acı ölümünü anlatırken gözlerinden gelen yaşlar onun konuşmasını bir müddet durdurdu.Eve yaklaşmışlardı artık , bu küçük ev ağaçların arasında ve denizin kenarında muhteşem bir görüntü içerisindeydi. Dieaora böyle bir eve girmeyeli çok ama çok uzun zaman olmuştu.Eric evin kapısından girerken ,

- Betty hayatım sofrayı hazırla bu akşam bir misafirimiz var.

Beyaz saçları beline kadar uzanan bu tatlı yaşlı kadın Dieaora’ya gülümseyerek merhaba dedikten sonra Eric’in elindeki kovayı alıp

- Siz yorulmuşsunuzdur içerde biraz dinlenin bende bu kovadaki balıklarla size mükemmel bir ziyafet çektireyim.

Eric ,

- Peki hayatım bizde bu arada Dieaora ile biraz sohbet edelim.

Dieaora bu iki yaşlı çiftin bu kadar birbirlerine bağlı olmalarına çok şaşırmıştı.Bir an içinden böyle güzel bir kızla evlenip mutlu bir yuvalarının olduğunu hayal etti.Eric , Dieaora’ya dönerek ,

- Sanırım bizim bu kadar iyi geçinen bir çift olmamıza şaşırdın ha genç delikanlı ?
Dieaora:
- Evet efendim , yalan söylememek gerekirse baya bir şaşırdım.
Eric , gülerek:
- Peki bu iki çirkin yaşlı insanın hikayesini dinleyeme hazır mısın ?
Dieaora , heyecanla:
- Tabii ki de
Eric:
- Bak evlat , ben bildiğin gibi bir balıkçıydım.Betty ise soylu bir aileden geliyordu.Anlıcağın birlikte olmamız çok güç görünüyordu.Fakat bilirsin aşk hiçbir engel tanımaz.Gizli gizli görüşerek kaçmayı planlıyorduk Betty ile birlikte.Betty’i kaçıracağım gece Lord Blackthorne Britain’e sinsi bir saldırı düzenlemişti.Bundan kimsenin haberi yoktu.Biz Betty ile kaçarken Blackthorne Britain’de katliam yapmış , her tarafı yıkmış , herkesi öldürmüştü.Biz o zaman o katliamdan sayılı kurtulanlardandık.Ve o günden beri birbirimize sımsıkı bağlandık.

Dieaora’nın gözünden bir iki damla yaş gelmişti.Tekrar o günleri hatırladı.Ailesini kaybettiği o geceyi…[/spoiler]

2.Bölüm
[spoiler]Eric Dieaora’nın gözlerinden yaş geldiğini görünce ,

- Evlat ne oldu ? Anlattığım şeylerden olmasa gerek ağlaman , seninde bir alakan var sanırım o geceyle.

Dieaora tam cevap verirken ; Betty içerden ,

- Eric hadi dışarı çıkın masada hazır her şey gelinde karnınızı doyurun
diye bağırdı.

Eric,
- Hadi evlat gel senle güzelce bir karnımızı doyuralım.Sonra şu senin hikayeni dinleyeyim.Açıkçası baya merak ettim.
Dieaora,
- Peki efendim
Dışarıda mum ışığının aydınlattığı deniz manzaralı bir masada hep beraber yemeklerini yemeye başladılar.Dieaora kim bilir belki kaç aydır böyle sıcak bir yemek yememişti.Yemeklere vahşi bir aslan gibi saldırıyordu.Betty ve Eric , Dieaora’nın bu halini gördüğünde birbirlerine bakıp gülümsediler.Yemeklerini bitirdiklerinde Dieaora ilk defa tok bir duygu içindeydi.Betty masayı toplarken yaşlı adam merak içersinde sordu ,

- Ee evlat anlat bakalım şu hikayeni
Dieaora derin bir nefes aldıktan sonra anlatmaya başladı.
- Ben çok küçükken ailem ve ben , sizin eşinizle kaçtığınız gece Britain’de evimizde sakin bir gece geçiriyorduk.Ansızın dışarıda Orc sesleri duymaya başladık.Babam usta bir büyücüydü annemi ve beni bir müddetliğine görünmez yaptı.Birden kapı kırıldı ve on-on beş tane iğrenç yüzlü yaratık içeri doluştu babam bir tür ışınlanma büyüsü ile orcların arkasına geçti.Orclar bir an afalladı babam arkalarından kocaman bir alev büyüsü ile hepsini öldürmeyi başardı.Fakat..

Bir an duraksadı Dieaora..Yaşlı adam merakla ,
- Fakat .. ?
Dieaora tekrardan kendini toparlayarak,
- Fakat arkadan kulakları sağır edecek bir sesle bir Troll babamın arkasından tutarak onu yerden yere vurdu.Babamın ölümünü canlı canlı izlemiştim fakat hiçbir şey yapamamıştım.Ne kadar babama yardım etmek istesemde annem buna engel olmuştu.Çünkü tek bir hareketimde görünmezliğimiz kaybolacaktı.Hıçkırıklara boğulmuştum orada ve babamın yaptığı sihir etkisini kaybetti birkaç dakika sonra.Zaten ev harap olmuştu ve bütün yaratıklar uzaklaşmıştı.Annem tek kaçış yolunun Britain dışına çıkmak olduğunu düşünmüştü.Kimseye görünmeden mezarlığa kadar gelmiştik.Fakat ordan sonrası bizim için en zor yer olacaktı ve biz bundan habersiz mezarlığa doğru ilerliyorduk.Birden bir Blackthorne Askeri ve bir British Askerinin savaştığını gördük ve korkudan koca bir kayanın arkasına saklandık.Fakat eğilirken ben bir çalı parçasının üstüne bastım.Ve bir çatırtı oldu.British Askeri o sesin başka bir düşmanın çıkarttığından kaygılanarak geri çekildi.Blackthorne Askeri ise korkusuzca sesin çıktığı yöne doğru geldi , annem beni kucağına aldığı gibi koşturacaktı ki lanet olası katil elindeki kılıcı şeytani bir gülümsemeyle annemin kalbine soktu.British Askeri bizi gördüğünde çok geçti.Bize doğru yöneldi beni yerden alıp kaçmaya başladı.Fakat kaçarken koluna annemi öldüren katil kılıcını sokmuştu.Ve kılıcın üzerindeki zehirden asker yavaş yavaş gücünü kaybediyordu.Beni bir madene kaçırana kadar dayanabildi sonrada gücü yetmedi ve orada yere yığıldı.Ailemden bana bir tek bu boynumdaki altın kolye kaldı.O günden beri böyle bir hayat sürüyorum.

Eric,
- Evlat acını anlayabiliyorum.Bende babasız annesiz büyüdüm.Fakat hayata daha sıkı sarıldım babamdan öğrendiğim meslekle hayatta kaldım.Ve şuan mutlu bir hayatım var gördüğün gibi.
Dieaora,
-Haklısınız efendim fakat benim böyle bir şansım fazla yoktu.Babam usta bir büyücüydü ara sıra bana küçük büyüler öğretirdi ama çok küçük olduğumdan öğrendiğim büyüler sadece eğlence içindi zaten onları da zamanla unuttum.Neyse artık hem ben kalkayım yemek yiyip gideceğim demiştim size de fazla yük olmadan gideyim artık ben.

Eric bu genç delinkanlıya çok üzülmüştü.Aklına bir fikir geldi birden , dedi ki
- Ee genç daha nereye hemen böyle , yemeğimi yedin evimde oturdun bunlar karşılıksız mı olacaktı bak sana ne diyeceğim sen bana her gün balık tutmaya gittiğimde yardım edeceksin hem bir meslekte öğrenmiş olursun , bende sana yatacak yer , yiyecek vericem.Ee ne dersin genç delikanlı ?

Dieaora biraz düşündü , aslında bu iki insanın yanından ayrılmak hiç istemiyordu.Fakat bazı şeyleri gurur yapıyordu.Bu huyundan geçmek için güzel bir fırsattı bu birden ayağa kalktı ve gülümseyerek ,

- Sağolun efendim bu iyiliğinizi unutmayacağım , Çok teşekkürler .. [/spoiler]

3.Bölüm
[spoiler]Eric ,
- Hadi evlat yorgunsundur , Betty sana bir yatak hazırlasın az dinlen yarın çok işimiz var senle.
dedi gülümseyerek , eve girerek yüksek bir sesle ,
- Betty hayatım misafirimiz bu gece bizde kalıyor , boş odamıza bir yatak hazırlayıver.
Betty , Eric’in yanına giderek şaşkın bir ifadeyle ,
- Peki tatlım nasıl istersen.

Hava iyice kararmıştı.Etrafta değişik hayvanların sesleri yankılanıyordu. Dieaora yatağında uzanırken bugün olanları düşünüyordu.Derin düşüncelere dalmıştı.Bu yaşlı adamın ona bu kadar güvenmesi açıkçası onu çok şaşırtmıştı.Hayatına yeni bir sayfa açmayı düşünüyordu genç delikanlı , bu iki yaşlı çiftle birlikte.Artık bambaşka bir Dieaora olacaktı.O arada iki yaşlı daha uyumamışlardı ve dışarıda Dieaora hakkında sohbet ediyorlardı.Betty , Dieaora hakkında fazla bir şey bilmiyordu.Eric’e doğru dönerek ,
- Eric bu genç delikanlı kim ? Nerede buldun bu çocuğu ? Neden bizim evimizde kalıyor ?
diyerek birkaç soru yöneltti.
Eric,
- Betty cim , Dieaora’yı ilk gördüğümde bir hanın çöpündeki yiyeceklerle karnını doyurmaya çalışıyordu.Üstü başı yırtık bir şekilde şehirde kendi varlığını sürdürmeye çalışıyordu.Onu bu halde görünce neden bilmiyorum ama içimde çok büyük bir üzüntü hissettim.Yanına giderek sıcak bir yemek yemesi için teklifte bulunmuştum.
Betty,
- Peki annesi , babası yok mu bu çocuğun ?
Eric derin bir nefes aldı ve ,
- Hani hatırlıyor musun ? Seninle beraber kaçtığımız o geceyi ..
Betty sözünü keserek,
- Evet hatırlıyorum , fakat bu konuyla ne alakası var ?
Eric,
- İşte o gece Lord Blackthorne’nın Britain’e yaptığı saldırıda Dieaora ailesini kaybetmiş.Başkada kimi kimsesi yokmuş.Bunları anlattığında aklıma bir fikir geldi sana danışmadan uyguladım.Fakat anlattığımda bana destek olacağından eminim hayat arkadaşım.
Betty gülümseyerek ,
- Ney bakalım o fikrin ?
Eric,
- Biliyorsun bizim bir çocuğumuz yok , Dieaora’nın da bir annesi ve babası yok.Genç delikanlıya evladımız gibi bakalım ve onu bu hayattan bari koparmayalım
Betty,
- Peki o zaman.Üstü başı yırtık bir haldeydi ben ona yarın güzel güzel elbiseler dikerim.
Eric,
- Çok iyi yaparsın hayatım , bende onun için bir olta ve birkaç malzeme hazırlayayım.[/spoiler]

4.Bölüm
[spoiler]-...Şimdiden yatalım ve sabah erken kalkıp işlerimizi halledelim.

dedi.Ve iki ihtiyar odalarına giderek derin bir uykuya daldı.

Güneş yavaş yavaş belirmeye başlamıştı.Jhelom ormanlarının arasından gelen güneş ışıltıları yaşlı çiftin evinin penceresinden içeri doğru girmeye başladı.Yaşlı kadın gözüne vuran güneş ışıltısıyla gözlerini açtı.Deniz mavisi gözlerini ovuşturdu ve etrafına baktı.Odasındaki eski antika dolabının alt çekmecesini açarak biraz yün ve kumaş aldı ve içeriye giderek dikiş makinasının başında Dieaora’ya güzel bir pantolon dikmeye başladı.İçerden gelen seslerle uyanan Eric , Betty’e “ Günaydın canım “ diyerek dışarı çıktı ve kovadaki suyla yüzünü yıkadı.Yaşlı adam meşe ağacının narin ve sağlam odunuyla yapılan , babasından kalma oltayı güzelce sildi ve dış kapının yanına doğru koydu.

Dieaora bu sırada uyanmıştı.Uyandığında bile hala kendini uçsuz bucaksız bir rüyada zannediyordu.Çünkü kaç yıldır böylesine sıcak ve yumuşak bir yatakta uyumamıştı.Ayağa kalktı ve odadaki aynaya doğru gitti.Aynada kendine baktığında çok utanmıştı.Altında paramparça olmuş bir pantolon ve üstünde dirseklerindeki yırtıkları yamayla kapamış bir kazak vardı.Kapıyı açarak içeri doğru gitti.Yaşlı adam son hazırlıklarını yapıyordu artık gün boyunca limandaki mesleği için.Dieaora’yı karşısında gören Eric genç delikanlıya gülerek ,

- Bakıyorum iyi uyudun , hadi çabuk ol biraz bir şeyler ye ve hazırlan bugün çok işimiz var.

Dieaora ,

- Peki efendim

diyerek gitti.Ve masadaki kendisi için hazırlanmış kahvaltıya oturdu.Kahvaltısını yavaş yavaş yerken dünden beri olanları düşünmeye başlamıştı.Bu iki insanın kendisine yardım edişi hayatını tamamen değiştirecekti.Onlar için ve kendisi için bu hayata sımsıkı sarılmalı en azından bu fırsatını çok iyi bir şekilde değerlendirmeliydi.

Betty , bir odadan elinde yepyeni bir pantolon ve çok güzel örülmüş bir kazakla çıktı.Dieaora’ya ,

- Dieaora al bakalım bunlar senin.

dedi.Dieaora şaşkınlıkla ,

- Çok teşekkür ederim efendim.Ne diyeceğimi bilemiyorum bana yaptığınız bu kadar iyilik sizlere karşı çok borçluyum.

Eric içerden konuşulanları duyunca gülerek ,

- Evlat borç mu ? Battın diyebilirsin , bütün ömrün boyunca bana yardım edeceksin.Eh gene de biraz şanslı sayılırsın bu ihtiyar vücudum daha kaç yıl dayanır bilemem tabi.

Betty ,

- Ahh Eric! Lütfen böyle saçma sapan şeyler konuşma.

Eric gülerek ,

- Peki hayatım yeter ki sen üzülme..Hadi evlat bitirdiysen kahvaltını git bakalım şu elbiselerini giy de Britain senin gibi bir yakışıklıyı görsün bakalım.Hadi hadi hızlı ol bakalım.

Dieaora yaşlı adama gülümseyerek odasına gitti.Eski elbiselerini çıkartıp bir torbaya koydu.Yeni elbiselerini giyerken bir an ailesinden tek hatırası olan altın kolyeyi eline aldı.Bir an geçmişe döndü.Fakat hemen kendine geldi artık geçmişi unutması gerektiğini geleceğine bakmasını düşünüyordu kendince.Kendini toparlayarak Eric’in yanına gitti.[/spoiler]

Malesef hikaye zamanım olmadığından yarım kalmış okuyan herkese teşekkürler